Otistik Umutcan'ın Babasından mektup var

 

Bir akşam üstü tv.deki haberleri izlerken gelen telefonumun sesiyle irkildim. Kendini tanıtan kişi Aksaray ilinde yaşayan Üçler Koçak Bey'di. Otistik olan oğlu Unutcanın babasıydı. Otizmi yenmede çok yol kat eden eski öğrencimle ilgili '' Otizm de bir kaynaştırma hikayesi'' makelemizi okur okumaz heyecanla telefona sarılarak bana ulaşmıştı. O kadar sevinçli, o kadar umut dolu sesiyle bir çırpıda kendi hikayelerini anlattı. Oğlu için yaptığı çabalarını, hayat mücadelelerini aktardı. Aslında ülkemizde otizmli çocuğu olan ailelerin mücadelelerinden pek farkı yoktu. Ancak tek farkları otizm konusunda çok bilinçli olmaları, nerdeyse tüm yaşamlarını sevgili Umutcan'ın düzelebilmesi için yol almalarıydı. Bence en önemlisi Umutcan'ın erken teşhisle erken tedaviye alınması ve çok iyi bir kaynaştırma ortamının oluşturulmasıdır. Gelin Umutcan'ın hikayesini ilk ağızdan Üçler Bey'den dinleyelim...

 

''Merhabalar. Oğlum Umutcan 8 Eylül 2000 doğumlu. Yaşıtları ile arasındaki farklılıkları ve otizmin tipik belirtilerini taşıdığını fark eder fark etmez, uzmanlarla temasa geçtik.

 

Tanısı konulduğunda öyle bir kara tablo önümüze konuldu ki, _deyim yerindeyse_ ''Bir deliyle, bir ömür boyu bir arada yaşayacaktık''.Hatta ve hatta, hiçbir şekilde de düzelmesi mümkün değildi. Soğukkanlı olmak mümkün değildi çizilen tablo karşısında....

 

Hemen ilçedeki RAM'la temasa geçtik ve gereken gözlemleri tekrarlattık. Ama gerçek buydu. Kabullenmekten başka çare yoktu. Annenin çaresizliği beni de çok etkilemişti baba olarak. Ama hayatta bazen öyle durumlar vardır ki, isyanın, çaresizliğin faydası yoktur. Aksine olan dirayetiniz de elinizden uçar ve ancak ileride pişman olabileceğiniz şeylere yol açarsınız.

 

''Her çocuk önce aile içinde rehabilite edilir'' prensibinden hareketle, durumu kabullendik ve ne yapılabilir sorusunun cevabını aramaya başladık.

 

Önce kendimizi bilinçlendirmemiz gerektiğini düşünerek. otizm konusunda kendimizi yetiştirmeye ve bilinçlenmeye yönelik adımlar attık. Önce ilkokul mezunu anneyi, sonra 3 yaş büyük abiyi ve yakın çevremizi bilinçlendirdik. Herkes ödevini anlamıştı ve gereken çabayı ve dirayeti gösterecekti. Pes etmek yoktu.

 

Eğitim için gereken materyalleri aldık, otistik çocuğu olan ailelerle diyaloga geçtik, Akademik çevrelerle diyalogu hiç ihmal etmedik. Evimize hemen bir pc alarak internet bağlattık. Rehabilitasyonuna hemen başladık ve okul-aile-birey üçgenini çok iyi kurmaya çalıştık. Eksiklerini evde tespit edip, rehabilitasyondaki öğretmeninden onlar üstünde yoğunlaşmasını sağladık. Öğretmeninin okulda yoğunlaştığı konuları sürekli evde tekrarladık. Tanısını koyan prof.la diyalogu sürekli devam ettirdik.

 

Ama UMUTCAN'da sürekli dikkatimi çeken bir özellik vardı. Her hareketi ben zeki bir çocuğum diye haykırıyordu. Ama sanki ''Ne olur bana yardım edin, ben bunu yenebilirim''diyordu da her hareketiyle. Durumuna rağmen altını ıslatmaktan bile utanan bir çocuktu. Kızdığını bile belli ediyor, tepkisini dışa vuruyordu. Eve geldiğinizde cebinizi  konuşmadan yoklaması bile beklentilerinin olduğunu gösteren bir hareketti.(Yiyecek bir şey getirdin mi demekti bu onun diliyle)

İlk tanısını gösterir raporda belli bir oranda MENTAL REDARTASYON da vardı ve oran %88 idi.(Ama babası olarak bana bu oran hiç bir zaman inandırıcı gelmemiştir)

 

Meslek olarak esnaftık ve SGK olarak da Bağ-Kur'a tabii idik. Malumunuz üzere devletimiz o zamanlar SSK ve Emekli Sandığı’na tabii olanların ödemesini yapıyor ama bizimle aynı kuruma tabi olanları ödemiyordu. O Yüzden yıllarca tüm giderleri cebimizden ödüyorduk. Ama durumdan rahatsız olmamaya çalışarak, imkanımız ölçüsünde ekstra ödeme yaparak haftalık 22 saatlik yoğun bir rehabilitasyon sürecinden geçmesini sağladık.

 

İlk kelimeleri yarım hecelerden oluşmak üzere nesnelerin isimlerini falan taklit etmeye başlamıştı. Bu bile büyük kazançtı bizim için ama ince motor ve kaba motor hareketlerindeki eksiklikler yüzünden hala anne yemek yedirebiliyordu. Sosyalleşme adına çok eksiğimiz vardı henüz. Ama en azından biraz mesafe aldığımızı görüyor ve buna bile seviniyorduk aile içinde.

 

Ama sosyalleşme konusunda özellikle çok eksiğimiz vardı. Bunu gidermek için de her defasında hayal kırıklığı yaşayıp daha çok üzülmemize rağmen komşu çocuklarıyla bir araya getirmeye çalıştık. Parka götürmeye, misafirliğe gitmeye, başladık. Pazar yerine bile götürdük yanımızda. Tabiatı tanıması için pikniğe bile gittik defalarca. Bu arada her dediğimizi algılamaya ve ilgilenmeye başlamıştı iyice. Tepki verip içine kapanmasına sebep olan elektrikli ev aletlerine bile merakla yaklaşmaya başlamıştı. Arabaya yanıma alıyor, onu çok değişik ortamlara götürüyor, durmadan konuşturmaya çalışıyordum ve tepki vermeye, bizimle ilgi kurmaya başlamıştı. Artık etrafında olan olaylara kayıtsız değildi. Yanınıza gelip tam anlatamasa da tepkisini dışa vuruyor, anlattığınız şeyleri algıladığını belli ediyordu.

 

5 yaşlarında artık anne, baba gibi kelimelere başlamıştı. Soruları anlıyor, cevap veriyordu kendi imkanlarıyla. Sosyalleşmesi için yarım gün de olsa zorla diyebileceğim bir yöntemle ana sınıfına kaydettik. Öğleye kadar kalıyor sonra gidip alıyorduk. Ancak diğer çocuklara tepki verdiğini, paylaşım kavgasından dolayı arkadaşlarına zarar verdiğini bile duyuyorduk ama birileri elini taşın altına sokmalıydı. Rica minnet nisan ayına kadar orda kalmasını sağladık.

 

2007 yılında Aksaray da sadece engellilerin gidebildiği bir ilköğretim okulu olduğunu duyduk ve araştırdık. Okul ısınma vb. sorunlar taşımasına, binanın bu tür çocuklar için uygun bir bina olmamasına ve şehir merkezine 7 km. mesafede olmasına rağmen, buraya taşınmaya karar verdik. Gelir düzeyimiz önceleri iyi olmasına rağmen, dükkanımı cüzi bir miktara satıp, yepyeni bir hayata başladık sadece onun için.

 

Umutcan, 2007-2008 eğitim yılından beri o okula devam ediyor. Şu an 2. sınıf öğrencisi. Okuma yazmayı başladığı yılın ilk döneminde öğrendi. Müthiş bir hafıza ve zekaya sahip. Bilgisayarı 5 yaşından beri kullanabiliyor. Zamirleri ve ekleri kullanarak konuşmayı yapabiliyor. Kitap okuyup, konusu hakkında sorulara mantıklı cevap verebiliyor. Çevresindeki olaylar sebep ve sonuç ilişkisiyle mantıklı bir şekilde hafızaya yerleştikçe, diğer sorunlarımız da azaldı gittikçe. Şart kipini kullanarak çok soru soruyor.''Böyle yaparsam ne olur'' gibi. Çizgi filmleri çok seviyor. Dizileri takip ediyor. Aktüaliteyi de. Sayın Başbakanımızın adına kadar bilir. Dört işlemi yapabiliyor. Seçimlerini kendisi yapıp, kendi çevresinden tercihlerine saygı bekleyebiliyor. Telefon arayabiliyor. Paraları da tanımaya başladı ve evin yakınındaki marketten ekmek falan getirebiliyor. Öteki odadayken bile bahsettiğimiz konulara katılmak için koşa koşa geliyor. Olaylara ilgisiz değil yani. Telefon konuşmalarımızda kiminle konuştuğumuzu sorup, bir mana çıkarabiliyor. Kimin misafir geleceğini veya kime misafirliğe gidileceğini soruyor. Mimikleri ayırt edip ona göre tavır belirleyebiliyor. Soru zarflarını kullanabiliyor. Bisiklet sürebiliyor. Yolda dikkatli yürüyüp, kendini tehlikelerden koruyabiliyor. Saati biliyor, sabah saat 07,00 de kalkacağını söyleyebiliyor. Saat 20,00 de yat dediğiniz zaman ''Hayır ben 21.00 de yatmak istiyorum'' diyor. Okulda olan olayları evde anlatabiliyor. Aşçının işine karışıp ''Haşmet Amca ben bulgur pilavını sevmem. Sen bana makarna yap. Bulgur Pilavı iğrenç.'' diyebiliyor.(ha ha)

 

Ama uzun zamandır okuldaki öğretmenlerinden, Umutcan'ın o okuldan alınması yönünde telkinler alıyoruz sürekli. Çünkü onun artık o sınıfa göre çok üst düzeyde olduğunu, ona ayrı müfredat uygulayamamakları için, onun orda harcandığını falan dile getirmeye başladılar.  Veli olarak her zaman O'nun için en iyisini isteyen biri olarak, İl Milli Eğitim de olmak üzere çalmadığım kapı kalmadı. Ama mevzuatı bile bilmeyen insanlar elini taşın altına koymuyorlar. Sorumluluk almıyorlar.

 

Şu anda 2 Mehabilitasyon Merkezinin bir araya gelerek yaptırmakta olduğu bir okulun bitmesini bekliyoruz dört gözle. Çünkü ilköğretim okulu ve rehabilitasyon, el becerilerini geliştirme gibi faaliyetlerin bir arada olacağı bir kurum olacakmış galiba. Hayırlısı olsun inşallah diyip bekliyoruz.

 

Bizim pek de kısa olmayan hikayemiz bu kadar. Umutcan şu anda otizm literatürüne girebilecek bir vaka. İnşallah bu mücadelemize devam edeceğiz aile olarak ve O'nu kendi ayakları üstünde durabilen bir birey olarak topluma kazandıracağız.

 

Sizden ricam, bu konuda yönlendirmelerinizde dahil olmak üzere, diyalogu koparmamanız ve  kurumlarla diyaloglarınızdan doğan engin tecrübelerinizden haberdar etmenizdir.Herşey Umutcan'lar için......İnşallah tüm otistikler Umutcan kadar gelişir ve Ayaklarının üzerinde durabilirler.Bu bizim için de mutluluk kaynağı olur inanın....

Sizin de bu çetin yolda ALLAH yardımcınız olsun.Başarı ve mutluluk dileklerimle......Saygılarımı sunarım

 

Üçler Koçak (Babası) Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir 0533 626 79 50- 0382 214 22 39''

 

diye mektubumuz bitiyor. Daha önceki makelemizi kaleme alırken özelikle otizmde ve diğer tüm özel gereksinimli bireylerin tümünün kaynaştırmalarında ki önemini vurgulamak ve herkese örnek oluşturmasını istemiştik. Şahsen kaynaştırmanın önemi konusunda bu mektupla geleceğe dönük biraz daha içimde umutlar yeşerdi. Burdan bu yazımızı okuyan tüm engelli bireylerin hikayelerini sitemize taşımaya devam edeceğimizi aktarmak istiyoruz. Her evde ayrı binlerce hikayenin olduğunu biliyoruz.

Yeterki umutlarımız sönmesin her zaman yeşersin.Teşekkürler ÜÇLER BEY....

 




UMUTCAN KOÇAK









Umutcan'ın ders notları..

Kaynak gösterilerek kullanılabilinir.

www.zihinengelliler.com



Bu Sayfayı Paylaş
Facebook! Reddit! Del.icio.us! Mixx! Free and Open Source Software News Google! Live! StumbleUpon! TwitThis Joomla Free PHP
Yorumlar (0)add comment

Yorum yaz
daha küçük | daha büyük

busy

Son Yorumlar

2011 Zihinsel Engell...
ben okul öncesi öğretmenliği mezunuyum bu kurs...
2011 Zihinsel Engell...
SADECE SINIF ÖĞRETMENLİĞİ BÖLÜMÜNÜ ALMALA...
Zihinsel Engelliler ...
ben 4 yıllık işletme fakültesi mezunuyum sın®..
Yalova da Zihin Enge...
en azından bu sertifikayı alıpta çalışanlar ...
2012 Yılı Yalova v...
arkadaslar hangi branslar basvuru yapabılıyo ben...
2011 Zihinsel Engell...
Yalova ve aksarayda tekrardan bu kurs açıldımı...
2012 Yılı Yalova v...
basvuru süresi doldumuu yaa son anda görüncee
2012 Yılı Yalova v...
vala kardes bizde gonderdık beklıyoruz kaç gün...
2012 Yılı Yalova v...
ya ne zaman açıklanacak listeler ben giriş yapt...
Zihinsel Engelliler ...
Zihin Engelliler Sınıfı öğretmeni olabilmek i...
Zihinsel Engelliler ...
ben gazi üniversites, felsefe grubu öğretmenli®..
Sınıfımda özel e...
merabalar aile konusunda size tavsiyem ful eşyal®..
2011 Zihinsel Engell...
bizimle çalışacak zih.engelli sınıf öğretme...
Zihin Engelliler Sı...
yeni açılacak olan zih.engelli sertifikasına ka...
2012 Yılı Yalova v...
valla bizde merakla bekliyoruz sende belgerini gö...

Üye Giriş